250 TL ve üzeri alışverişlerde kargo ücretsiz!

0 ₺

Organik After Eight Roll on

69 ₺

Toplam: 69 ₺

Sepete Git

Giriş




a

BLOG

i

EVDE ADAÇAYI YETİŞTİRME

06.06.2021

Ada çayı bitkisini evde yetiştirmek aslında düşünüldüğü kadar zor bir işlem değil.

İlk önce sağlıklı bir ada çayı tohumu edinmemiz gerekiyor.

Ada çayını tohumdan yetiştirmek biraz zaman alan bir işlem. Çünkü bitkinin olgunlaşması ve hasat için uygun yaprak yetiştirmesi için bir yıldan fazla bir süre beklemeniz gerekebilir.

Tohumdan ada çayı yetiştirirken dikkat etmeniz gereken bir diğernokta ise alt tabanı hava delikli steril bir saksı ve yine steril uygun bir toprak karışımı edinmeniz gerekecektir.

Dış mekandan ya da bahçeden temin ettiğiniz topraklarda başka otlar mevcut olabilir. Yine bahçe toprağında topraktaki oksijene ortak olan minik böceklerde bulunabilir. Bu durumda tohumun gelişimini etkileyebileceği gibi sizi filizlenme konusunda yanıltabilir.

Ada çayı Akdeniz ve Ege bölgelerinde yetişen bir bitkidir. Bu nedenle çok soğuk iklimli bölgelerde bakım sağlamak isteyenler iç mekanda uygun şartları sağlayıp bakım sağlayabilir. Ada çayını dikmek için ilkbahar ya da sonbahar aylarını tercih edebilirsiniz.

Dilerseniz tohumları önce ayrı kaplarda filizlendirip daha sonraki süreçte saksıya aktarabilirsiniz. Filizlenme sürecinde her saksıya üçer adet tohumu belli bir mesafede dikebilirsiniz. Toprağın nemli olması bu süreçte çok önemlidir. Yine filizlenme sürecinde ortam çok soğuk olmamalıdır. Filizlenme başladıktan sonra fideleri çok soğuk olmayan bir ortamda bakım altına almalısınız. Yoksa fideler gelişemeden ne yazık ki olumsuz etkilenecektir. Eğer sıcak iklimli bir bölgede yaşıyorsanız fidelerinizi direk dış mekana alıp bakım sağlayabilirsiniz.

Tohumlar çok derin olmayacak şekilde yüzeye yakın dikilmelidir. Dikilen tohumların üstü ince bir toprak tabakası ile örtülmelidir. Böylelikle filizler yüzeye daha kolay ulaşacaktır. Filizlerin boyu yaklaşık 20 cm ulaştığında başka saksılarala aktarım yapılabilir. Eğer küçük saksıda bakıma devam ederseniz kök gelişitikçe sıkışacak ve bitki gelişemeyecektir. Bu nedenle saksı aktarımı önemlidir. Toprak olarak süzek, suyu bünyesinde tutmayan, geçirgen özellikte bahçe toprağı kullanılabilir. Fakat steril bir toprak olmasına önem verilmelidir.

İlk zamanlarda büyümesini desteklemek adına sık sulama yapmaya özen gösterilmelidir. Toprak uzun süre kuru kalırsa filizlerde ne yazık ki hayata tutunmakta zorluk çekecektir.

Ada çayı bitkisi sulanmayı sever. Toprağının nemli olması önemlidir.

Ada çayı bitkisini budamak çok önemlidir. Budama zamanı yaz mevsiminde havanın en sıcak olduğu dönemlerde Temmuz ve Ağustos aylarında yapılabilir. Bu dönemlerinde taç yaprakların 5 cm kadar altından taze ve orta yaşlı filizleri sterilize edilmiş bıçak ya da makas yardımıyla kesebilirsiniz. Budanan dalda en az 3 yaprak bırakın ve su içerisinde köklendirmeye bırakabilirsiniz. Budanan dallardan böylelikle bitkiyi yeniden çoğaltmış olacaksınız.

NAZ IRMAK SAF 

i

BANYODA BAKIM SAĞLANABİLEN BİTKİLER

17.05.2021

Evlerimizin her yerine misafir etmek istediğimiz bitkiler için uygun ve doğru yeri temin edebilmek çok önemli. Onları ne kadar mutlu edebilirsek gelişimleride bir o kadar sağlıklı ve verimli ilerleyecektir.

Bitkilerin gelişimi için en önemli kaynaklardan biri ışık isteğidir. Aldığı ışık etkisiyle bitki gelişiminde gözle görünür değişikliklere şahit olabilirsiniz.

İnternette bitkiler hakkında bilgi arayışında gezinirken karşınıza bir banyo görseli çıktı ve o da ne banyoda da bitki bakımı yapabileceğinizi öğrendiniz.

Peki hangi bitkilere banyolarda yer açabilirsiniz gelin hep birlikte inceleyelim.

Öncelikle banyoların pencereleri mutlaka dış cepheye bakmalı ve dolaylıda olsa gün ışığı girmeli. Tamamen karanlık banyolarda ışık alamadıkları için bitkileriniz olumsuz etkilenebilir.

Calathea Çıngıraklı Yılan Lancifolia

Calathea bitkisini orta dolaylı ışıkta ve orta ila daha nemli bir ortamda konumlandırabilirsiniz. Banyonuzun ortamı sağlıklı bir yaşam sürmesine yardımcı olacak ve güzel yaprakları banyonuza yeni bir hayat verecektir.

Alocasia Türleri

Yüksek nem, parlak, dolaylı ışık bu eşsiz bitkiyi mutlu edecektir. Düzenli buğulanmayı severler. Banyonuzu canlandırmak için göz alıcı bir bitki istiyorsanız, kesinlikle en iyi tercihlerden biri.

Hava bitkisi (Air plant)

Adının sizi aldatmasına izin vermeyin; bu eşsiz bitkilerin hayatta kalmak için havadan daha fazlasına ihtiyacı vardır. Aslında, hava bitkilerinin suya ihtiyacı vardır (onları ıslatarak sularsınız!) Ve orta ila yüksek nemde ve parlak dolaylı ışıkta gelişir. Daha küçük bir seçenek istiyorsanız ve yakınlarına konulacak bir banyo penceresine sahipseniz mükemmel bir tercihtir.

Monstera Türleri

İkonik yapraklarıyla monstera bitkisi her zaman harika bir ev bitkisidir. Çünkü banyonuz dahil birçok farklı ortamda gelişebilir. Düşük ışıkla başa çıkabilir. Ancak daha parlak dolaylı ışıkta daha iyi sonuç verir ve her türlü nem düzeyiyle başa çıkabilir.

Karpuz peperomia

Nemi seven bir başka bitki olan karpuz peperomia, orta ila parlak dolaylı ışıkla birlikte ılık sıcaklıkları ve bol nemi sever. Bu bitkiyi düzenli olarak buğulayın ve banyonuzda tutun; oldukça mutlu olacaktır.

Kalp Yaprak Philodendron

Bu philodendronun bakımı çok kolay ve çoğu koşulun üstesinden gelebilir. Aynı zamanda daha yüksek nemde büyüdüğü için banyonuz için de harika bir seçim diyebiliriz.

Tradescantia Türleri

Telgraf çiçeği türleri banyonuzda gelişmesi oldukça garantili bir bitkidir. Daha yüksek nem seviyeleri onu mutlu ve gelişmeye devam ettirecektir.

Kurdele Çiçeği

Parlak ışığı tercih eder. Ancak düşük ışıkta mutlu bir şekilde yaşarlar. Ayrıca daha az nemle başa çıkabilirler. Ancak daha orta derecede nemli bir ortamı tercih ederler. Banyonuzda bir rafa koyabileceğiniz gibi tavanada asabilirsiniz.

Anthurium

Cesur gövdeli muhteşem, mumsu, kalp şeklindeki çiçekleriyle tanınan antoryum, iyi aydınlatıldığı sürece banyonuza bir başka uygun bitkilerden biridir. Bu bitki daha yüksek nem seviyelerine sahip parlak, dolaylı ışıklı bir yerde başarılı gelişim gösterir. Yapraklarının durumuna göre ortamın çok nemli veya çok kuru olduğunu anlayabilirsiniz. Sarı uçlar, ortamın çok ıslak olduğu anlamına gelir. Kahverengi uçlar, ortamın çok kuru olduğu anlamına gelir.

Kuş Yuvası Eğreltiotu

Eğrelti otları, özellikle kuş yuvası eğrelti otu gibi çeşitler olmak üzere banyonuz için harika bir seçenektir. Bu özel bitki, düşük ışıklı ortamlarda daha iyi sonuç verir. Aynı zamanda biraz daha düşük nem seviyelerini de kaldırabilir. Ancak daha sıcak, daha nemli bir ortamda çok daha iyi sonuç verecektir.

Dracaena

Aralarından seçim yapabileceğiniz çeşitli dracaena türleri vardır. Harika banyo bitkileridir diyebiliriz. Bu bitki için yüksek nem önemlidir. Bu nedenle banyonuz temelde onun için mükemmel bir yerdir. Ayrıca düşük ışığı tolere edebilir. Ancak orta ila parlak dolaylı ışık konumunda daha da iyi performans göstereceklerdir.

Kuşkonmaz Eğreltiotu (Kuşkonmaz densiflorus)

Dantelli kuşkonmaz eğrelti otu banyo nemini sever. Orta veya parlak ışıkta iyi sonuç verir. Bu nedenle banyonuzun dışa bakan gün ışığı alan penceresi olmalıdır. Pencere kenarında bir noktada bakım sağlamak en iyisidir.

Begonya

Pek çok begonya türü banyo ortamının sıcaklığından ve neminden hoşlanırlar. Özellikle rex begonyaları gösterişli yapraklarıyla iç mekanlarda çok iyi büyür. Begonviller nemli koşulları sever. Ancak kök çürümesine neden olabilecek suyla dolu toprağı sevmez. Çiçek açabilen begonviller, sabahın erken saatlerinde bir miktar doğrudan güneş ışığı alan bir banyoda parlak bir noktaya ihtiyaç duyar. Yaprakları için yetiştirilen begonviller, doğrudan güneş ışığından uzakta parlak bir yere ihtiyaç duyar.

Croton (kroton)

Kroton bitkilerini renkli yapraklardan oluşmaktadır. Şatafatlı, çok renkli yaprakları vardır. Bu tropikal geniş yapraklı yaprak dökmeyen bitkiler yavaş büyür. Croton bitkileri, ıslak toprakta yaşamayı sevmemelerine rağmen parlak, ancak dolaylı ışığa ve bol miktarda neme ihtiyaç duyar. Sulamadan önce toprağın kurumasını bekleyin. Sonbaharın sonlarında ve kışın sulamayı azaltın.

NAZ IRMAK SAF

 

i

Bitkileri Nasıl Sulamalıyız?

16.05.2021

Evimize aldığımız bitkileri sevmek için sayısız neden bulabiliriz. Bulunduğumuz ortamın havasını temizlemeleri ve stresi azaltmaları, dış mekân hissiyatını hayatımıza katmaları… Aklımıza ilk gelen olumlu etkileridir. Ancak bir diğer taraftan da tabiat anayla iç içe yaşamak için tasarlandıkları düşünülürse, bitkilerimize eğer iç alanda bakıyorsak, onlara iyi davranmaya özen göstermeliyiz. Bu iyi bakma kısmında ise en çok karıştırdığımız ve nasıl yapacağımızı bilemediğimiz konulardan biri de sulamak.

Bitkilerin beslenmesi için bir takım maddeleri havadan ve topraktan alabilmeleri gerekir. Bu beslenmenin en etkili elemanlarından biri de düzenli ve yeterli sulamadır. Öncelikle şunu söyleyebilirim ki, haftada bir bilmem kaçta bir gibi rivayetlere kanmayınız. Her bitki türünün ihtiyaçları farklı olabilirken bu ihtiyaçlar doğrultusunda sulama alışkanlıkları da şekilleniyor. Sulama mevsimlere göre değişken olmalıdır. Bitkilerin yaz aylarında duydukları su ihtiyacı ile kış aylarındaki su ihtiyacı bir olmuyor ne yazık ki. Bitkinin bulunduğu(yani yaşadığınız) iklim koşullarından, toprak seçimi ve evdeki konumu gibi durumlara göre sulama sıklığı da değişebiliyor. Sulama oldukça ciddi bir iştir. Bitkiniz fazla sulandığı zaman kök ve yapraklarında çürümeler meydana gelebilirken, yeteri kadar sulanmadığında ise dal ve yapraklar kuruyabileceği gibi köklerde de kırılmalar olabiliyor.

Dikkat etmemiz gereken unsurlardan bir diğeri de saksı seçimimiz olmalı. Saksınızın altı delikse, altından su çıkana kadar sulayabilirsiniz ama önemli olan bu noktada toprağınızın kuru olmasıdır. Yani bitkinizi kurudukça sulayabilirsiniz. Toprak saksılar suyu emer ve bu da kuruma hızını arttırır. Altı delik olmayan ve fazla suyu çekmeyen saksı seçimlerinizde bitkinizi sulama sıklığınızı azaltmanız gerekir.

Saksı bitkilerinde sulama yaparken sulama kabı kullanmak ve suyun dinlendirilmesinin bitkiler bakımından daha doğru olduğunu düşünenlerdenim. Yani sulama miktarımızın sabit olması ve çeşmeden aldığımız suyun direkt olarak bitkiye verilmemesi gerekiyor. Çünkü içinde bulunan klor miktarı bitkilerimizi oldukça kötü etkiliyor. Birkaç saat dahi olsa suyun dinlendirilmesi gerekiyor.

Hemen hemen bitkilerin büyük bir çoğunluğu güneş ışığına ihtiyaç duyar. Bol güneş ışığı alan bitkilerin toprakları daha hızlı kurur bu da sulama sıklığını ve su miktarını arttırabilir. Yani sonuç itibari ile her bitkinin sulama alışkanlığını bu detaylara dikkat ederek oluşturmak bitkinizle daha uzun ve sağlıklı vakit geçirebilmenizi sağlar. Risk almak istemezseniz eğer altı delik toprak saksılarda yanlış yapma ihtimaliniz daha düşüktür.

Sevgilerimle SEHER YILMAZ

i

YATAK ODASINDA BAKIM SAĞLAYABİLECEĞİMİZ BİTKİLER NELERDİR?

10.05.2021

Bitkileri yatak odasında tutmanın en büyük faydalarından biri iç mekan hava kalitesini iyileştirme yeteneğine sahip olmalarıdır. İç mekan bitkileri, terleme sırasında su buharı yayarak nem seviyelerini korumaya ve bazı durumlarda artırmaya yardımcı olur. Ve oksijen ve nem yaymanın yanı sıra bitkiler, birçok havalı hava temizleme makinesine benzer şekilde negatif iyonlar üretir. Negatif iyonlar, havadaki toz, küf sporları, bakteriler ve alerjenler gibi partiküllere tutunur ve bunları etkili bir şekilde giderir.

Negatif iyonların varlığının da psikolojik sağlığı, üretkenliği ve genel refahı artırdığı gösterilmiştir. Bazı yaygın ev bitkileri, formaldehit, trikloretilen, ksilen, toluen ve benzen gibi iç mekan hava kirleticileri doğal olarak filtreleyerek hava kalitesi kontrolünde bir adım daha ileri götürür.

Ev bitkilerinin faydalarından biri sahip oldukları sakinleştirici etkisidir. Bir ev bitkisinin uyku miktarınızı artırabileceğine dair bilimsel bir kanıt bulunmasa da, daha hızlı uykuya dalmanıza ve daha uzun süre uykuda kalmanıza yardımcı olabilirler

Pothos sarmaşığı (Epipremnum aureum)

Pothos, muhtemelen büyümesi en kolay ev bitkisidir. Parlak, kalp şeklinde yaprakları ve birkaç metre uzunluğa kadar büyüyebilen asma gövdeleri vardır. Orta ila parlak ışığı tercih eden Pothos, aslında sulamalar arasında toprağının biraz kurumasını tercih eder.

Kurdele Çiçeği

Anneniz veya büyükanneniz bu klasik ev bitkisini 70'lerde yetiştirmiş olabilir. Ancak bugün hala evinizde bir yerde konumlanması gereken bitkilerden biridir. Çizgili yaprakları, mis kokulu çiçekleri ve ürettiği yavrularla sizi mutlu eden nadir bitkilerden biridir.

Kauçuk Bitkisi (Ficus elastica)

Büyük parlak yapraklara sahiptir. Orta ila parlak ışık sever. Nemden hoşlanan bir bitkidir. Budama ihtiyacı hissederseniz kesilince çıkan yapışkan özünü parmaklarınızdan uzak tutmak için bahçe eldivenleri giymeye çalışın.

Difenbahya

Bu bitkinin gösterişli iri yaprakları vardır. Ancak içindeki öz, mukoza zarlarını tahriş edebilen kristaller içerir. Yeşillikleri çiğnemekten hoşlanan bir evcil hayvanınız varsa bakım sağlama konusunda düşünmenizi öneririz. Çünkü toksiktir. Aksi takdirde, yalnızca orta miktarda filtrelenmiş ışığa ihtiyaç duyan, genellikle bakımıyla üzmeyen bir bitkidir. Toprağı hafifçe nemli tutun, ancak asla ıslak bırakmayın.

Dantelli Ağaç Philodendron (Philodendron bipinnatifidum)

Bu muhteşem bitkinin bakımıda kolaydır. Narin, lacivert kenarları olan devasa yapraklara sahiptir. Daha küçük olduğunda dik formda gelişir. Ancak büyüdükçe yayılıcı bir forma bürünür. Philodendron'a orta derecede ışık sever ve toprak kurudukça sulaması yapılır.

Dracaena (çeşitli türler)

Birkaç farklı dracaena türünün havayı temizlediği ve arındırdığı kanıtlanmıştır. Orta ila parlak dolaylı ışık ve hafif nemli tutulan topraklarda yaşamayı sever.

 NAZ IRMAK SAF


i

Mutfakta Doğal Temizlik

15.04.2021

Evlerimizi temizlerken aslında kirlettiğimizin farkında mısınız? Çamaşır suyu, güçlü kir ve yağ çözücüler kullanıp evimizi mikroplardan arındırdığımızı düşünürken, yerlerine, bize mikroplardan daha fazla zarar veren kimyasallar koymuş oluyoruz. Bu risk mutfaklarda daha da tehlikeli bir hal alıyor, çünkü kimyasalları temas ettikleri gıdalarla birlikte de vücudumuza almaya başlıyoruz. Peki, başka bir temizlik mümkün mü? Elbette mümkün! Gelin mutfakta doğal, zehirsiz temizlik nasıl olur biraz konuşalım.

 

 

·       Sirke içerdiği asit ile çok güçlü bir temizleyicidir. Kendi kurduğunuz meyve sirkeleri kadar, beyaz sirkede meyve kabukları bekleterek elde ettiğiniz sirkeler de bir o kadar güçlüdür. Hem lekeleri çok başarıyla temizler, hem de hijyen sağlar. Bulaşık ve çamaşır makinalarınızda parlatıcı ve yumuşatıcı olarak bile kullanabilirsiniz, 1:1 oranında seyreltmeniz yeterli. Yer silerken, sebze-meyve yıkarken, tezgah temizlerken ya da ahşap mutfak ürünlerini suyla kaynatırken sirke eklemeniz ihtiyacımız olan hijyeni sağlamaya yeterlidir.

·       Bana sirke yetmez mi diyorsunuz? O zaman karbonattan destek alın. Karbonat ve sirke bir arada tepkimeye girerken inatçı lekelerin de çözünmesini sağlar. Ayrıca karbon, aynı krem temizleyiciler gibi aşındırıcı bir güce sahiptir, bu nedenle bir yerleri ovarken kendisinden destek alabilirsiniz.

·       Sirke ve karbonatın dışında, özellikle bulaşıklarınızı yıkarken arap sabunu ya da kastil sabunundan faydalanabilirsiniz. Jel yapıdaki bu temizleyiciler ihtiyacınız olan köpüğü ve hijyeni size doğal yollardan, kolayca sağlayacaktır.

·       Çok güçlü kireç lekelerinde sitrik asit, yani limon tuzundan destek alabilirsiniz. Suyun içinde eriterek güçlü kireç çözücü özelliğini açığa çıkarmanız çok kolay!

·       Uçucu yağların gücünden mutfak temizliğinde de faydalanabilirsiniz. Özellikle limon uçucu yağı, antibakteriyel, antifungal ve antiseptik özelliğe sahiptir, kokusuyla birlikte temizliğinize hem kolaylık hem de keyif katacaktır.

·       Mutfak süngerleri, plastik/mikrofiber mutfak bezleri ve plastik fırçalar yerine doğal liflerden yapılmış alternatiflerini tercih edebilirsiniz. Kabak lifi bulaşık süngeri yerine kullanılabilen, kullanılamaz hale gelince kompost edilebilen doğal bir liftir. Bunun dışında hindistan cevizi liflerinden yapılan fırçalardan, ahşap saplı fırçalardan ve pamuklu yıkanıp tekrar kullanılabilen mutfak bezlerinden faydalanabilirsiniz.

·       Kağıt havlu yerine kurulama bezi olarak waffle kumaşlardan ya da havlulardan yapılmış kumaş havlulardan faydalanabilirsiniz.

 

 

Mutfakta doğala dönüş inanın düşündüğünüzden daha kolay. Başlangıçta, kimyasal birikmiş tabak çanağınız, belki buğulu lekeler bırakabilir, ancak zamanla biriken kimyasal kalıntılarını attıkça, o eski günlerindeki parlaklığı geri kazanacaktır. Tezgahınız, buzdolabınız ve işin sonunda vücudunuz da tertemiz olacaktır. Ve nihayetinde, hem kendinize hem de gezegene iyi geleceksiniz.


Ceren Özcan Tatar

Urbaneco Ekibi

 

i

Monstera Deliciosa Aslında Kim?

14.04.2021

Merhaba

Bugün herkesin çok sevdiği bu güzel canavardan bahsedelim diyorum, Monstera Deliciosa yani bildiğimiz Devetabanı. Büyük delikli yapraklarıyla oldukça estetik görüntüler veriyor. Geçtiğimiz on yılda unutulmuş olsa da son zamanlarda epey moda oldu.

Bitkinin de modası olur muymuş demeyin, oluyor valla. Kendisi Güney Amerika’nın yağmur ormanlarından kalkıp evlerimize ve ofislerimize girmeyi başardı. Aslında bir sarmaşık türü ve canavar gibi büyüdüğü için adı Monstera :) Peki bu canavara nasıl bakacağız evde, nasıl büyütüp çoğaltacağız? Aslında oldukça kolay bir bakıma sahip. Bakımı kolay dedik fakat kimilerimizin de yapmaması gereken bir takım hatalar yaptığını görüyoruz. Başlıca yapılan hatalardan biri ise bakımı hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadan güzelliğine aldanarak alınması. Gelin hep birlikte bu güzelliğin bakımı hakkında bilgi edinelim. Edinelim ki sonucunu düzeltemeyeceğimiz sorunlara yol açmayalım. Aslında diğer iç mekan bitkiler gibi yazın toprağı kuru kalmayacak şekilde (abartmadan) sıkça sulayabilirsiniz. Filtreli güneş ışığı ve aydınlık alanlarda çok daha hızlı büyüyor ve ışığa doğru yöneliyor. Bu arada direkt musluk suyu değil de biraz dinlendirilmiş su vermenizi tavsiye ederim. Çoğaltma işlemini soracak olursanız, bazen ordan burdan kırdığım bir dal, bazen de kendi bitkilerimi çoğaltmak adına suda köklendirme yöntemini deniyorum. Nerdeyse hepimizin evinde bulunan devetabanı çoğaltmak çok kolay. Biçimsiz büyümüş veya çok fazla büyümüş devetabanlarından bir sürü yeni minik yavru devetabanları oluşturabiliriz. Önce bitkinin kesilecek dalını belirleyin ve gövdesine yakın kısmından budama makası ile kesin. Bu şekilde bitki toprağa tutunmak için kendine yeni kökler çıkarır. Haftada bir gün suyunu değiştiriyoruz. Temiz su kullanmaya özen göstermeliyiz çünkü klorlu su bitkilerimize iyi gelmeyecektir. Küçücük bir dalın suyun içinde her geçen gün ne kadar kök saldığını görerek büyütmek ayrı bir zevk. Kökler iyice güçlenince toprağa dikmek gerekiyor ve bu kökler biraz diğerlerine göre tembel olabiliyorlar. Suyun içinde büyüdükleri için susuzluğa tahammülleri daha az oluyor diğerlerine nazaran. Saksıdaki drenajı iyi sağladığınız taktirde bir tık daha sık sulamakta fayda var. Yine bolca aydınlık yerlerde suyun içinde bile yeni yapraklar vermelerine çok şahit oldum. Bitkinizi illa toprakta yetiştirmek zorunda değilsiniz. Hem de görsel olarak bence daha farklı ve estetik bir görüntü sağlanabiliyor böyle. Her konuda olduğu gibi bu konuda da çok bilen birileri illa ki çıkar. “Onu yapmazsan olmaz”, “şu tarihte yaparsan olmaz” lar ile ilgilenmeyin. Ben bu işlemi bahsettikleri değişim tarihlerinde yapmadım. Ev ısısı yaz kış belli bir düzeyde zaten benim çiçeğim büyümeye başladı.

Sevgilerimle,

Seher Yılmaz

Urbaneco Ekibi

i

Tıbbi Bitkiler Bakımı: Lavanta, Gül ve Karanfil

04.04.2021
Urban Aromatherapy yağlarında kullandığımız üç bitkinin bakımını evlerimizde rahatlıkla sağlamak mümkün.

Lavanta, karanfil ve gül bakımı için neler yapmanız gerekiyor gelin hep birlikte göz atalım.

LAVANTA BAKIMI

Evinizde saksıda lavanta bakımı yapabileceğinizi biliyor musunuz? Eğer lavanta bakımı için belli koşulları tam olarak sağlayabilirseniz harika bir sonuç elde edebilirsiniz. Bunun için en önemli noktaların başında verimli bir toprak, ideal bir saksı ve kaliteli bir tohuma ihtiyacınız olacak.

Lavanta, güneşi çok sevdiği için güneşli bir ortamda bakımı sağlanmalıdır. Mart-Mayıs ayları arasında havanın ısınmaya başladığından emin olduğunuz zaman aralığında dikimini gerçekleştirebilirsiniz. Eğer tohum bulunduğu koşulları severse lavantanız çiçeklerini haziran veya temmuz aylarında açmış olacaktır.

Lavanta çok fazla suya ihtiyaç duymaz. Sadece toprakla buluştuğunda ilk suyunu vermek çok önemlidir. Toprağının nemli olması ve ayrıca asit dengesi bitkinin gelişiminde büyük rol oynamaktadır. Yine toprağın mineral yönünden zengin olmasıda önemlidir.

Saksıda lavanta bakımı için saksı boyutunu büyük seçmek gerekir. Çünkü kökleri uzun olduğu için derin olmayan saksıda iyi gelişim gösteremeyecektir. Yine mutlaka saksının tabanında birden fazla hava deliği olmasına dikkat edilmelidir.

Tohumların sağlıklı gelişebilmesi için saksıda çıkan yabani otlar mutlaka temizlenmelidir. Kökleri ve yaprakları geniş olan lavanta, ekim sırasında çevresinde biraz boşluk ister. Tohumları ise en az 3 cm derine yerleştirmelisiniz.

Ev içerisinde güneşin bol olduğu, aydınlık bir ortamda bakım sağlanmalıdır. Çok nemli toprak sevmediği için belli periyotlarla sulama yapabilirsiniz.Haftada iki defa bir kahve fincanı kadar su verebilirsiniz. Yılda 1 defa olacak şekilde ya ilkbaharda ya da sonbaharda saksı ve toprağı yenileyebilirsiniz.

Aralık ayı sonları veya mart başında lavantanın tepesinde kalan yaprakları keserek daha gür çiçeklerin oluşmasını sağlayabilirsiniz. Böylelikle tüm oksijen köklere kadar inecektir ve bitki daha sağlıklı gelişmeye devam edecektir.

 

KARANFİL BAKIMI

Akdeniz bölgesinde yaşayan ılıman ve sıcak iklim seven bir bitkidir. 80’den fazla cinsi olduğu bilinen karanfile ait 2000 kadar alt türe sahiptir.

Karanfil tohumunu nisan ayında 3-4 cm aralıklarla dikmeniz gerekir. Filizlenme başladıktan hemen sonra başka bir saksıya aktarılmalıdır.

Karanfil, kireçli toprakları çok sever. Toprağın humus miktarı arttırılırsa daha sağlıklı gelişir. Toprağının nemli olmasını ister. Gölge yerleri çok sever. Gün içinde yarı güneş alabileceği yerlerde de yaşamaya devam eder. Dış mekan bakımında daha sağlıklı gelişim gösterir. Hava delikli ve drenajı iyi bir saksıda bakılması bitki kök sağlığı için önemlidir.

Karanfil için yine ortamın sıcaklığı çok önemlidir. Bitkinin gelişiminde önemli rol oynamaktadır.

Karanfilin çiçekleri solmaya başladığında mutlaka bir makas yardımıyla kuruyan çiçekler temizlenmelidir.

 

GÜL BAKIMI

Gül bakımını evde yapmak istiyorsanız derin ve geniş bir saksı tercih etmelisiniz. Ayrıca drenajı iyi olan toprak ve alt tabanı birden fazka hava deliğine sahip bir saksı kullanmalısınız. Saksı değişimi yaz döneminde iki yılda bir olmalıdır.

Gül yetiştirmek için toprağın killi ve gübreli olması gerekir. Toprağını ilkbahar ya da sonbaharda değiştirebilirsiniz.

Gül bitkisi hava akımından, farklı cisme temastan, aşırı sıcak-soğuk ortamlardan hemen etkilenir. Bu tür ortamlarda bakılmamalıdır. Korunaklı bir yere konumlandırılmalıdır.

Gül, tomurcuk verdiği dönemlerde güneşten gün içinde 5-6 saat faydalanması gerekir. Böylece tomurcuklar sağlıklı bir şekilde çiçeklerini açmış olacaktır.

Gülün hemen yanında çıkan yabani otlar düzenli olarak temizlenmelidir. Temizlenmezse bitki gelişimini etkileyen bazı sorunlarla karşılaşabilirsiniz

Gül bakımında düzenli olarak yılda bir defa vitamin takviyesi yapmak bitkinin bağışıklığını kuvvetlendirecektir.

 

Naz Irmak Saf

UrbanEco Ekibi

 
i

Bitki Bakımında Yapılan Hatalar

03.03.2021
Günümüzde iç mekan dekorasyonunda yeşil dostlarımıza çokça yer veriliyor. Fakat bitkilerin dekoratif bir aksesuar olmadığını belirtmekte fayda var. Belki de bitki bakımında yapılan en büyük hata onlara dekoratif bir obje gibi davranıp istediğimiz yere konumlandırma isteği desek pekte yalan olmaz. İşte yanlışta tam olarak bu şekilde başlıyor. Yine bitkiyi tanımadan satın almakta en büyük hatalardan biri.

Peki bu yanlışları nasıl düzeltebiliriz? Doğru ve uygun bitkiyi nasıl anlarız? Evimiz için uygun bitkiyi nasıl belirleyebiliriz? Gelin hep birlikte bu soruların cevabını öğrenmeye başlayalım. Bugüne kadar hiç bitki bakımı yapmadıysanız öncelikle en kolay bitkiye sahip olup bitki bakımına başlayabilirsiniz. Sizi üzmeyecek ve dilini kolay anlayabileceğiniz bitkilerle bu yolculuğa adım atarsanız yavaş yavaş bitki dilini çözmeye başlayacak ve dereceli olarak bitki koleksiyoncusu olarak yolunuza devam edeceksiniz. Çünkü bir bitkiye bakabildiğinizi gördükçe merak duygunuzla birlikte, daha fazla bitkiye sahip olma isteğinizde otomatikman artacaktır. Yalnız şimdiden uyarıyoruz. İleride yeşil dostlarınız tüm evi ele geçirebilir.

Evinizi tanımadan bitki satın almamalısınız. Evinizin cephesi aslında size hangi bitkileri satın alabileceğiniz hakkında güzel bir ipucu sağlar. Doğu cephesi mi, Güney cephesi mi ya da evinizin hangi odası öğle güneşine uzun süre maruz kalıyor? gibi soruların cevaplarını bitki satın almadan önce belirlemekte fayda var. Çünkü bakımını bilmeden sadece görünüşü için satın aldığınız bitki evinizin cephesinden dolayı mutlu olamayacak ve kısa süre sonra size veda edecektir. Aydınlık olmayan bir ortamda sırf koltuğun yanında güzel durduğu için satın alınan, aslında bol aydınlık ortamda yaşamayı seven bir bitki ne yazık ki kısa süre sonra sizlere veda edecektir. Kısacası bitkilerinizi nasıl konumlandırmanız gerektiğine yeşil dostlarımız karar verebilir. Son söz onların.

Evinizde mutlu olacak bitki türünü belirledikten sonra satın alacağınız bitkinin türü, ailesi, doğal ortamı hakkında kısa bir araştırma yapmalısınız. Gerekli araştırmayı yaptıktan sonra bitkiniz için uygun saksı ve toprak karışımı hakkında mutlaka bilgi sahibi olmalısınız. Bitkileri iç mekanda daha güzel sunabilmek adına dekoratif saksılar daha çok kullanılmaktadır. Fakat bitki bakımında saksı seçimi de çok önemlidir. Özellikle alt tabanında birden fazla hava deliği olan saksılar tercih etmeniz bitkinizin kök sağlığı açısından çok önemlidir. Hava deliksiz bir saksıda sık sulama nedeniyle drene olamayan su, dip toprağın çamurlaşmaya başlaması nedeniyle çürüme tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır. Bu nedenle mutlaka hava delikli saksı kullanmayı unutmayın!

Bir diğer en önemli konumuzda toprak seçimi. Aslında bitki türlerine göre uygun toprak karışımı kullanmanız çok önemli bir konu. Bitkilerin türüne uygun toprak karışımı hazırlamanız daha sağlıklı gelişimlere şahit olmanızı sağlayacaktır. Kendi toprak karışımınızı oluşturabileceğiniz gibi hazır karıştırılmış olarak satılan toprakları da tercih edebilirsiniz. Eğer satın alınan bitkinin istisnai bir sulama isteği yoksa toprak nemi kontrol edilerek sulama rutini oluşturmalısınız. Islak toprak üzerine sürekli yapılan sulamalar bitki sağlığını tehdit altına sokacaktır. Sulama suyu mutlaka oda sıcaklığında dinlendirilmiş olmalıdır. Yine sulama yaparken saksı yüzeyi eşit ıslanacak şekilde gerçekleştirilmeli, bitki bir anda suya boğulmamalıdır. Saksı altından akan su gözlendikten sonra bitki yerine alınmalıdır. Bitki türüne göre bazı bitkiler yaprak ve gövdeleriyle sulanmak isterken kimi sadece toprağın sulanmasını ister. Bitki bakımı baktığınız türe göre değişiklik göstersede bitkiler için en önemli şey onlara doğal ortamındaki şartları sunmaya çalışmaktır. Eğer doğru bakım koşullarını sağlayabilirseniz bitkilerinizde bir o kadar mutlu ve sağlıklı gelişim gösterecektir.

Sevgilerimle

Naz Irmak Saf

Urbaneco Ekibi
i

İyi Ama Neden?

28.02.2021

Artık hepimiz, plastik kullanımını bırakmanın, atıkları azatlmanın, doğaya saygılı ürünler kullanmanın, su ve elektrik kullanımına dikkat etmenin, bitki temelli beslenmenin ne kadar önemli olduğunu her yerde duyuyor veya okuyoruz. İyi ama neden bu kadar önemli?

İşte bu sorunun cevabını yeterince iyi kavramazsak, bir temel oluşturmazsak yapacağımız değişiklikler ne yazık ki hevesten öteye gidemez.

Artık haberlerde, sosyal medyada, programlarda şu kelimeleri duymaya aşinayız: iklim krizi, iklim değişikliği, küresel ısınma.

Gelin, önce bunlar ne anlama geliyor, ona bakalım.

İklim değişikliği iklim özelliklerinin uzun bir süre içerisinde değişmesine denir.

Küresel ısınma ise, tüm dünyadaki ısı derecelerindeki uzun süreli artıştır.

Karbondioksit, metan, diazot monoksit ve su buharı gibi atmosferde doğal olarak bulunan gazlara sera gazları ismi verilir. Bu gazlar ısıyı tutarak yüzey sıcaklığının yüksek olmasını sağlar. Buna da sera etkisi denir. Onlar olmasaydı sıcaklık -18 derece olurdu, yani bu gazlar gezegeni yaşanabilir kılar. Şu anki ortalama sıcaklığımız ise 16 derece.

Normal ısınma şu şekilde gerçekleşir: Güneş’ten gelen enerji atmosferden geçer ve yeryüzüne ulaşır. Yerküre bu ışınlar emer ve ısı uzaya doğru yayılır. Güneş’ten Dünya’ya gelen enerji ile Dünya’nın uzaya yaydığı enerji aynı miktardadır. Fakat sera gazları bir battaniye gibi bu gazların uzaya geri yayılmasına engel olur ve onları tutar. Biz, insanlar olarak, daha fazla sera gazı ürettikçe, bu battaniye gitgide daha fazla kalınlaşır. Uzaya geri gitmesi gereken enerji yerkürede hapsolur, sıcaklık da işte bu sebeple yükselir.

İklim aslında doğası gereği değişkendir. 5-6 bin sene önce Sahra Çölü’nde göl olduğunu, Vikinglerin ortaçağda Grönland’a yerleşip tarım yaptığını biliyoruz.

Periyodik atmosfer-okyanus etkileşimleri, El Nino dönemleri, okyanus akıntıları, bitki sayılarındaki değişiklikler, Güneş-Dünya-Jüpiter arasındaki etkileşim, kıta hareketleri, Güneş’in verdiği enerji, volkanik patlamaları… Bunlar iklimi doğal olarak etkileyen ve değiştirebilen faktörlerdir.

Fakat ne yazık ki bugün geldiğimiz noktada bu değişimin sebebi, biziz.

Sanayi Devrimi öncesi döneme (1750) baktığımızda atmosferdeki karbon miktarı 280 ppm idi. Şu anda ise (24 Şubat 2021) bu oranın 416,30 ppm olduğunu görüyoruz. Son 800.000 senenin herhangi bir zaman dilimindeki orandan çok çok daha yüksek.

İnsanlık olarak fosil yakıt yakarak veya çimento üreterek atmosfere her yıl ortalama 7,8 milyar ton karbon ekliyoruz. Tarım ve hayvancılık için ormanları kesip tarla açarak ise 1,1 milyar ton… Bunun hepsi tabii ki atmosfer tarafından emilmiyor; 2,3 milyar tonu denizler, 2,6 milyar tonu bitkiler tarafından emiliyor. Ayrıca kayaların da her yıl 300 milyon ton karbon emme potansiyeli var. Fakat salınan karbon ile emilen karbon arasındaki fark ne yazık ki kapanmıyor. Atmosferdeki karbon miktarı her yıl 4 milyar ton artıyor.

2020 yılı, Avrupa Birliği Kopernik İklim Değişikliği Servisi raporuyla (2016 yılıyla birlikte) küresel anlamda en sıcak yıl olarak kayıtlara geçti. Ekstrem hava sıcaklıkları, yangınlar, seller, kasırgalar tüm dünyada etkisi acımasızca gösteriyor ve biz bu şekilde yaşamaya devam ettikçe sıcaklıklar artmayı, iklim krizi kendini daha da yakından göstermeyi sürdürecek.

Belki biraz daha önce olsa, elimizden geleni yapalım derdim; gezegeni bu hale getiren biziz, o yüzden artık elimizden gelenin katbekat fazlasını yapmamızın zamanı geldi de geçiyor.

Nil Ormanlı Balpınar

Urbaneco Ekibi

i

8 Adımda Atıksız Bir Çalışma Alanı

19.02.2021
Günümüzün ortalama 8 saati ofislerimizde ya da masa başında geçiyor. İş için, okul için, kişisel gelişimimiz için saatlerimizi harcıyoruz. Ancak farkında olmadan yalnızca saatlerimizi değil, dünyayı da harcıyor olabilir miyiz? Hedeflediğimiz amaçlara ulaşmak için çabalarken gezegenimizin kaynaklarını nasıl tükettiğimizi ihmal edebiliyoruz. Hayatımızın üçte birini geçirdiğimiz çalışma alanlarında, atıklarımızın da büyük çoğunluğunu çıkarıyoruz. Halbuki basit birkaç adımla çalışırken atıklarımızı azaltabilir, gezegenimize iyi gelecek tercihler yapabiliriz.

1.      Gereksiz çıktı almaktan kaçının.

Artık çoğu doküman, not ve dosyalar dijital olarak paylaşılıyor. Ancak çoğumuz hala elimizde tutup çize çize okumak istiyoruz. Bu nedenle de bazen bir dönemde bir öğrencinin kendi boyunu geçecek kadar çıktı alabiliyoruz. Bunu yaparken çevreyi düşündüğümüzü zannederek bazen arkalı önlü, tek yaprakta 4 sayfa gibi çözümler başvuruyoruz ancak yine harcanan mürekkebi ve kağıdı, yani kesilen ağaçları fark edemiyoruz. Çıktı almak yerine bilgisayarımızdan ya da tabletlerimizden okuma yapmak ise tüm bu israfın önüne geçmenin en kolay yolu. Eğer benim gözlerim yoruluyor derseniz mavi ışık filtreli bir gözlük edinerek bu yorgunluktan kurtulabilirsiniz. Okuduklarınızı çizip not almak için ise bilgisayarınızdaki yazı programının notlarını ya da PDF okuyucunun not ve işaretleme seçeneklerini kullanabilirsiniz. Artık çoğu okuyucunun işaretlemede renk seçenekleri bile var. Böylece farklı konularda birbirine karışmayan işaretlemeler de yapabilirsiniz. Üstelik bir dokümandaki bir kelimeyi, cümleyi aramak bilgisayarda çok daha kolay.

2.      Dijital ortamda çalışın.

Dokümanların yanında not defterlerinizi, ajandanızı, yapılacaklarınızı da dijital ortamda kullanabilirsiniz. Microsoft'un Office 365 altındaki Outlook, Todo ve OneNote uygulamaları, Apple'ın İcloud Takvim, Hatırlatıcılar ve Notlar uygulamaları, Google'ın Takvim, Tasks ve Keep uygulamaları gibi birbiriyle ve cihazlarınız arasında senkronize ulan uygulamaları hayatı inanın çok kolaylaştırıyor. Bunun yanında Notion, Todoist, Focus To-do, Evernote gibi uygulamalar da benzer hizmetleri size sunuyor. Üstelik dijital not uygulamalarının internet tarayıcılara eklenebilen kırpma eklentileri ile internette gördüğünüz ve önem verdiğiniz yazıları, görselleri kolayca notlarınıza ekleyebiliyorsunuz. Tüm notlarınıza, takviminize ve yapılacaklar listenize hem bilgisayar, hem tablet, hem de telefondan ulaşabilmek ise yanınızda taşıyacağınız ve sonunda atık olacak bir ajanda, yapışkanlı notlar ve defterlerin yerini kolayca alacak ve size fiziksel bir yük olmaktan da çıkacak.

3.      Dijital karbon ayak izinizi ihmal etmeyin.

Dijital ortamda çalışmak bir çok ağacı kurtarıyor, evet. Ancak internet görünmez bir alameti farika olarak bizleri onun karbon ayak izini ihmal etmeye de yönlendirebilir. Kullandığımız e-posta ve bulut hizmetleri kesintisiz şekilde çalışabilmek için serverlara ihtiyaç duyar. Bu serverlar ise genelde 'boş' alanlar inşa edilir, sürekli elektrik tüketir ve soğuması için sürekli su ve hava döngüsüne muhtaçtır. Yani dijital ortamda çalışırken, özellikle bulut ve e-posta hizmetlerinden faydalanırken bunu aklınızda tutmanızda fayda var. Yalnızca metin içerikli bir e-posta 4 gram, ekleri de içeren bir e posta ise 50 grama kadar karbon ayak izi salınımına sebep olmaktadır. Bir arama motorunda yaptığımız ara ise 7 grama kadar karbon ayak izi bırakmamıza neden olabilir. Bunun önüne geçmek için 'tamam', 'anlaştık' gibi kısa içerikli e-postalar göndermekten, hatırlayabileceğiniz bilgileri arama motorunda aramaktan, bulut sisteminde gereksiz dosyalar tutmaktan vazgeçebilirsiniz. Bu arada bu madde ile ilk ve ikinci maddenin çelişkiye düştüğünü düşünenler için de iç rahatlatıcı olarak şunu söyleyebilirim. Bilgisayarınızda ya da harici belleklerde tuttuğunuz dosyalar, çıktı alacağınız kağıtlar ya da kullanacağınız defterlerden daha az karbon ayak izine sahip olacaktır. Kağıt için harcanmayan ağaçlar saldığınız karbonu yakalayarak pişmanlığınızın önüne geçebilir. Ancak hala bu konuda endişeniz varsa fidan bağışı yapıp daha çok ağaç dikilmesine katkıda bulunabilirsiniz.

4.      Kalemlerin de atıksız seçenekleri vardır.

Atıksız kalem deyince aklınıza yoksa ilk olarak kurşun kalemler mi geliyor? Aslında kurşun kalemler düşündüğümüz kadar atıksız değildir. Yazı yazmak için ihtiyacımız olan kurşun diye andığımız kalemin minesidir. Onu tutabilmemiz için de bir ağacın içine yerleştirilirler. Bunun yerine uçlu kalem olarak da bilinen versatil ve portmin kalemleri tercih ederseniz, yalnızca kalemin minesini kullanmış, herhangi bir ağacı yavaş yavaş yontarak yok etmemiş olursunuz. Benzer şekilde renkli kalem uçları da tercih edebilirsiniz. Ancak iş plastik tükenmez kalemlere ve işaretleme kalemlerine (fosforlu kalemlere) gelince biraz değişiyor. Eğer yeniden doldurulabilir bir işaretleme kalemi kullanmıyorsanız, o işaretleme kalemi bittiğinde dışındaki tüm plastik dönüşümü zor bir atığa dönüşür. Ancak jumbo boy fosforlu ya da fosforsuz boya kalemleri de birebir aynı işi görebilir. Tükenmez kalemler yerine ise dolma kalem kullanabilirsiniz. Pompalı bir dolma kaleminiz varsa farklı renklerle doldurarak atıksız bir yazı elde edebilirsiniz. Eğer kartuşlu bir dolma kalem kullanıyorsanız, kartuşu değiştirmek yerine bir şırınga yardımıyla tekrar doldurabilirsiniz.

5.      Defterler ve notlar dünyaya zarar vermesin.

İyi güzel ama ben teknolojiyle çok mesafeliyim ve defter kullanmayı tercih ediyorum derseniz onun da daha az atıklı seçeneklerinin olduğunu söyleyebilirim. Defterlerinizi geri dönüşümlü kağıtlardan tercih edebileceğiniz gibi, eski defterlerinizin boş sayfalarından kendiniz de dikebilirsiniz. Defter dikimine ilişkin internette pek çok video bulabilmek mümkün. Eğer elinizde tek tarafı kullanılmış kağıtlardan başka bir şey yoksa, onlardan kendi kağıtları yapmanız da mümkün. Yine internetteki videolar bu konuda çok ama çok yardımcı oluyor. Üstelik evde geri dönüştürülmüş kağıt yapabilmek çok eğlenceli!

6.      Çalışırken odaklanabilmek de önemli.

Odaklanmakta sorun yaşayanlardan mısınız? Günümüzde odaklanamamak çoğu insanın problemi. Kişisel alanlarımız insanlar tarafından doğrudan ya da telefon bildirimleri, e-postalar vb şeyler tarafından dolaylı olarak ihlal edilebiliyor e bu konsantrasyonumuzu yitirmemize sebep oluyor. Bunun önüne geçebilmek için çalışırken odaklanmanıza yardımcı müzikleri kulaklıkla dinleyebilir, telefonunuzu ihtiyaç duymadan görmeyeceğiniz bir yere, ekranı yere bakacak şekilde koyabilirsiniz. Ayrıca çalışma anlarınızda aromaterapiden de destek alabilirsiniz. Zihnin çalışmasını ve odaklanmasını destekleyici koku karışımları ile çalıştığınız ortamı kokulandırarak kendi çalışmalarınızı destekleyebilirsiniz. Kulağa plasebo etkisi gibi gelse de, biberiye, vetiver, nane ve turunçgiller gibi bazı uçucu yağların zihnin çalışmasını desteklediği bir çok çalışma tarafından ortaya konmuştur. Urban Aromatherapy'nin de favori odaklanma karışım yağı Brain Storming :) İçinde vetiver, biberiye ve limon var. Bir yargıya varmadan önce denemenizi kesinlikle öneririm.

7.      Kahvenizi/çayınızı nasıl alırsınız, atıklı mı, atıksız mı?

Eğer bir ofiste çalışıyorsanız, ya da ders çalışmak için kütüphane ve kafelere gidiyorsanız, çalışma anında içtiğiniz çay/kahveyi nasıl tüketiyorsunuz, karton bardaklarda mı, yoksa kendi bardağınız/termosunuzda mı? Yaygın düşüncenin aksine karton bardaklar yalnızca karton değildir, içlerinde sızmayı önlemek için incecik bir plastik film kaplıdır. Bu da onu kompozit atık sınıfına sokar ve Türkiye'de kompozit atıkların geri dönüşümü şans eseri denecek kadar az bir orana sahiptir. Bu nedenle kahve/çayınızı kendi kupanıza, mugınıza, bardağınıza ya da termosunuza almanız ciddi bir tek kullanımlık bardak atığını ortadan kaldıracaktır. Eğer bir ofiste çalışıyorsanız bunun herkes tarafından yapılabilmesi için yöneticilerinizle de konuşabilirsiniz.

8.      Her şeyin daha az atıklı bir alternatifi vardır.

Çalışma alanlarında kullandığımız çoğu şeyin daha atıksız bir alternatifi mutlaka vardır. Örneğin çıktı almanız gereken dokümanların yazı tipini EcoFont ailesinden seçerseniz %60'a varan kartuş tasarrufu sağlayabilirsiniz. Bir de kartuş tasarruflu bir yazıcı tercih ederseniz bu konuda elinizden geleni yaptınız demektir. Defterlere yazdıklarınızı silmek için hav çıkaran silgiler yerine hamur silgileri tercih edebilirsiniz. Bir arada durması gereken dokümanları hiçbir zaman geri dönüşüme gitmeyen zımbalar yerine tekrar kullanılabilen ataşlar ile tutturabilirsiniz. Pille çalışan ve pilinin yenilenmesi gereken elektrikli ve elektronik aletlerde şarjlı pil kullanarak pil atığıyla uğraşmaktan kurtulabilirsiniz.

Böyle küçük adımlar atarak gezegenimize yük olmaktan çıkıp ona iyi gelebilmemiz mümkün. Yeter ki bu konuda yaratıcı ve çevreci düşünmeye açık olalım.

Ceren Özcan Tatar
Urbaneco Ekibi


Kaynaklar:

https://en.reset.org/knowledge/our-digital-carbon-footprint-whats-the-environmental-impact-online-world-12302019

https://www.bbc.com/future/article/20200305-why-your-internet-habits-are-not-as-clean-as-you-think

 
i

Bitkilerde Saksı Seçimi

13.02.2021
Bitkilerin sağlıklı gelişiminde saksıların önemi çok büyüktür. Saksılar bitkilerin yuvasıdır. İç mekanda kendi yeşil dünyamızı yaratmaya yardımcı bir aksesuardır. Saksının yapısal özelliği bitkinin gelişimi için çok önemli yer tutmaktadır.

Son yıllarda iç mekan bitki yetiştiriciliği Covid-19 hastalığının da etkisiyle popüler bir hal aldı. Çeşitli türlere evlerinde yer vermek isteyen bitki yetiştiricileri bu alanda daha donanımlı olmak adına çeşitli eğitim ve araştırmalara yönelmeye başladı.

Bitki bakımında belli bir bilgiye sahip olduktan sonra daha detaylı düşünmeye başlarsınız. Türlerin farklı isteklerini karşılamak istersiniz. Onların dilini çözdükçe daha bakımlı bitkilere sahip olursunuz. İşte bu süreçte doğru saksı seçimiyle de bitkilerinize uygun yuvalar yaratırsınız.

Peki bitkiler için plastik saksı mı yoksa toprak saksı mı kullanmalıyım?

En sık merak edilen konulardan biridir.

Toprak saksı doğa dostudur. Bitkiler toprak saksıda daha mutlu ve sağlıklı gelişim gösterir. Fakat toprak saksı dış mekan bitkileri için daha uygundur. Fakat toprak saksılarınızın iç ve dış yüzeyleri cilalı ya da sırlı olmamalıdır. Eğer içi sırlı saksı kullanırsanız toprağın kuruması uzun sürer. İçi sırlı ya da cilalı saksı suyu uzun sürede emer. Bu nedenle eski usul toprak saksı kullanmanızı öneririz. Toprak saksılar dış mekanda kullanıldığında havaların sıcak olduğu dönemlerde su kaybettiği için çevreye nem salar. Bu nedenle havanın sıcak olduğu günlerde toprak saksıda bakım sağladığınız bitkilerinizin mutlaka toprak nemini kontrol edip ona göre daha sık sulama yapmanız gerekir.

Kış döneminde ise dış mekanda toprak saksıda bakım sağladığınız bitkilerinizin köklerini soğuklardan korumuş olursunuz. Toprak saksı bitki köklerini çok sıcak ya da tam tersi çok soğuk havalardan korur.

Toprak saksınızın mutlaka tabanında hava delikleri bulunmalıdır. Sulama yaptıkça suyun dip toprakta birikip bitki köklerini çürütmemesi adına delikli saksı kullanımı önemlidir. Dip toprakta su birikmesi sonucu zamanla bu bölgede oluşan bakteriler kökleri tehdit edecek hal alır.

Toprak saksının iç mekanda kullanımı sizlerin sağlığını olumsuz etkileyecek durumlarla karşılaşmanıza neden olabilir. İç mekan bitki bakımında kullanılan toprak saksıların dış yüzeyinde oluşan mantar tabakası ya da yosun oluşumu alerji hastalığı olanlar için olumsuzluklar doğurabilir.

Plastik saksılar işte tamda bu noktada iç mekan bitkileri için daha sık kullanılmaya başlamıştır. Yine plastik saksı kullanımının fazla olmasının nedenleri toprak saksıya göre ucuz olması, farklı boyutlarına ulaşmanın kolay olması, kırılma olasılığının düşük olması ve toprak saksılara göre daha fazla hava deliğine sahip olması gibi avantajları söz konusudur. Plastik saksıların dezavantajı da fazladır. Plastikler havanın sıcak olduğu dönemde çok ısındığı için bitki köklerine zarar verebilir. Yine soğuk havalarda da köklerin üşümesine neden olabilir. Plastik saksılarda mutlaka hava delikli olmalıdır. Çok ince plastik saksılar tercih edilmemelidir. Suyu yüzeyde uzun süre tuttuğu için mutlaka her sulama öncesinde toprak nemi kontrol edilmelidir.

Naz Irmak Saf

Urbaneco Ekibi
i

Online Toplantılarınız için Aromaterapi

26.12.2020

2020 itibariyle hayatınızda daha fazla evden çalışma, online-zoom toplantıları, video görüşmeler, dijital eğitim gibi kavramlar konuşulmaya başladı. Online platformlar erişim için inanılmaz bir araç olabilir - özellikle şu anda, çoğu insan evden çalışırken. Ancak, bu teknolojiyi sıklıkla kullanmaya bağlı olarak istemeden yorgun ve hüsrana uğramış hissedebilirsiniz. 

Online toplantılarınızı daha iyi yönetebilmek ve ruhsal olarak kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayacak birkaç önerimiz var size,

-Öncelikle toplantılarınızı haftalık planlayın ve toplantılarınızın arasına muhakkak boşluklar ekleyin. 

-Rutin bir öğle arası hatırlatması koyun ve ne olursa olsun ara vermeyi ihmal etmeyin.

-Çalışma ortamınızı havalandırın. Masanızda daima su bulundurun. Konsantrasyonunuzu arttırmak için buhurdan veya difüzörünüze biberiye, vetiver veya sizin için hazırladığımız brain storming yağ karışımımızdan 4-5 damla ekleyin. Dilerseniz brain storming rollon u bileklerinize, boyun bölgenize sürebilirsiniz.

-Toplantınız başlamadan 5 dakika önce bağlantı ve kulaklık kontrolünüzü yapın.

-Toplantılarınızda deftere not almak yerine one note gibi dijital notlarınızı alabileceğiniz programlar kullanabilirsiniz. Böylece notlarınızı her daim yanınızda taşımış ve aynı zamanda kağıt israf etmemiş olursunuz. 

-Hem bilgisayarınızın verimliliği hem de elektrik tasarrufunuz adına bilgisayarınızı fişe takılı kullanmayın. Şarjı bitmek üzere olan bilgisayarınızı şarja takıp, şarjı dolduğunda prizden çıkarabilirsiniz.

-Son olarak bilgisayarınızı uyku modunda kullanmak yerine tamamen kapattığınızdan emin olun. Çünkü uyku durumunda bile bilgisayarınız elektrik kullanımına devam etmektedir.


i

Parfüm denince akla Fransa değil İtalya gelsin

25.12.2020

Yazının başlığı size garip gelmesin, yıllardır kime sorsam (kendim dahil) parfüm denilince ilk akla gelen şehir Grasse-Fransa. Sizce hangisi? Dünya parfüm üretiminin de %60'ından fazlası bu memlekette gerçekleşiyor desem peki. Vay canına! dediniz değil mi? Şahsım ve kendi adıma ben de öyle düşünüyordum taa ki Vedat Ozan'ın Kültürler kitabına başlayana kadar. Bu aralar parfüm ve kokunun geçmişi ilgimi çekiyor ve kendimi koku kitaplarına adadım. Kokunun tarihçesinin de Fransızlara değil İtalyanlara uzanan bir hikaye olduğunu öğrenince de sizinle paylaşmak istedim. Gelin size Vedat Bey'in kaleme aldığı satırları özetleyeyim.

Fransa'yı hoş kokuyla tanıştıran İtalyan asıllı, Floransalı bir kraliçe olan Catherine de Medicis ve onun karanlık parfümcüsü Renato Bianco aslında. Hikayeyi uzun uzun anlatmayacağım, fırsatınız olursa muhakkak okuyun, kitap su gibi akıyor. Neyse gelelim konumuza. Kraliçe Caterina 1500'lerde, güçler savaşının arasında kalmış bir genç kız iken, amcası tarafından evlendirilmek üzere İtalya'nın mis kokulu şehirlerinden Paris-Fransa'nın leş gibi kokan sokaklarına gönderiliyor. Bu arada unutmadan Caterina-Renato'nun ilişkisinden de bahsetmek istiyorum. Caterina ellerini beğenmeyen ve günümüzde "opera eldiveni" diye bilinen eldivenlerden sürekli takan bir hanımefendi ve Renato'da deri kokusunu bastırmak için hoş kokulu eldivenler üreterek Caterina'nın gardrobunun vazgeçilmezi olan bir parfümcü. Bu arada Caterina evlendiğinde resmi parfümcüsü olarak  Renato'yu da yanında götürüyor.

Renato Bianco, inanılmaz hırslı ve ticarete de hayli kafası çalışan biri olsa gerek ki Caterina'ya koku hazırlamanın dışında Paris'te açtığı dükkanında da  çok sayıda ürün satmaya başlıyor ve ünü artıyor.

Peki neden Grasse parfümün başkenti?  Kraliçe Caterina ve Renato Grasse'ye bir ziyaret gerçekleştiriyor.  Provence bölgesinin doğal güzelliklerine hayran kalıp burada bir yağ damıtma atölyesi kurulması talimatı veriyor ve koku formülleri burada geliştiriierek ilerliyor. Biraz hap bilgi gibi oldu ama gerçekten kitabın hikayesini kopyala yapıştır yapmayı içime sindiremedim. Muhakkak okumanızı tavsiye ediyorum.

Bu hikayede beni en çok etkileyen konulardan  biri de farklı dil, din, mezhep ve ırklardaki insanların evlilikleriyle kültür geçişlerini mümkün kılması ve hatta yeniden evrilmesini sağlaması.  Koku da İtalya'da başlayıp Fransa'da gelişmiş aslında. Kim bilir İtalya'ya da hangi simyacı bu alışkanlığı kazandırmış belkide Arap yarımadasına uzanan bir öğretisi var onunda.  Zamanında vücudunu yıkamayı bile gereksiz bulan bir kültürün buna günümüzde bu kadar sahip çıkıyor olması da dikkat çekici.

Günümüz parfüm endüstrisi sırtını sentetik kokulara yaslamış olsa da aromaterapi ile tanıştıktan sonra hayatımdan ilk çıkardığım ürünlerden biri de sentetik içeren parfümlerim oldu. Güzel koktuğumuzu düşünüp kendimizi iyi hissetmeye çalışırken alerjileri tetikleyen, kanserojen etkisi ve hormonlarımızın çalışma düzenini negatif etkileyen etkileri göz ardı etmemeliyiz. Parfüm konusu hem temizlik ürünlerinde, deterjanlarda hem de kozmetik ürünlerimizin içinde de yer alıyor. Malesef temizliğin kokusu yoktur, kozmetiklerde de parfüme ihtiyacımız yoktur. Uçucu yağlarla kendimize hazırlayabileceğimiz şifalı rollon larla kendinize minik parfümler hazırlayabilirsiniz. Üstelik en sevdiğiniz uçucu yağlar ile.  Sahi, sizin en sevdiğiniz kokular neler? Benim favori üçlüm Bergamot, Lavanta ve Günlük.  

i

Tariflerde Kullanılan ML Hesaplaması

24.12.2020

Aromaterapi tariflerinin popüler olduğu bir dönemdeyiz ve kendin yap tarifleri sanırım hiç bu kadar şifa dolu olmamıştı. Bu nedenle yalnızca güvenilir kaynaklardaki tarfileri denemenizi tavsiye ediyoruz. Yağların bir damla azıyla istediğiniz etkiyi alamazken 1 damla fazlasıyla zehir etkisi yaratabilirsiniz. Ayrıca uçucu yağların oldukça konsantre olmasından dolayı  sabit yağlarla muhakkak seyretilmesi gerekmektedir.


Bazı tarifler ML diyor bazısı çay kaşığı hesabı yapıyor. Evimde ölçü kabı yok ama tarifleri denemek istiyorum diyenler için basit bir  dönüştürme ve hesaplama tablosu hazırladık.  Aşağıdaki tabloda yer alan çay ve yemek kaşığının da boyutları birbirinden farklılık gösterecektir. Bu sebeple mümkünse ölçü kabı elde etmeniz sizin için daha faydalı olacaktır.


Aromaterapi de 1 ML 20 damlaya eşittir. Yani 5 ML olarak satın aldığınız lavantanın içinde 100 damla lavanta yağı bulunmaktadır. 

1 Çay Kaşığı (TSP) = 5 ML =100 DAMLA

2 Yemek Kaşığı (TBSP) = 6 Çay Kaşığı (TSP) = 30 ML

Bir örnekle ilerleyelim. Siz bir masaj yağı yapmak istiyorsunuz ve elinizde hindistan cevizi yağı ve lavanta uçucu yağı olsun. Tarife göre 50 ML'lik bir karışım için %5 seyreltme öneriliyor. Yapmanız gereken şey matematiksel bir hesaplama aslında. 50 ML 'nin %5'i 2.5 ML yani (1 ML = 20 damla) 50 damla uçucu yağ eklemeniz gerekiyor Toplamı 50 ML'ye getirebilmek için  47.5 ML hindistan cevizi yağı eklemeniz yeterli. Bazı kaynaklar küsüratlarla uğraşmamak için 50 ML hindistan cevizi yağının içerisine 2.5 ML uçucu yağ ekliyor ancak toplam seyreltme oranına denk gelen hesaplama bu değil malesef. Hesaplamalarınızda kolaylık olması açısından aşağıdaki tabloyu kullanabilirsiniz. Karışımlarını şifalı olsun, sevgiler.


Karışım Oranı

10 ML Sabit Yağ için

0.5%

1 Damla Uçucu Yağ

1%

2 Damla Uçucu Yağ

2%

4 Damla Uçucu Yağ

3%

6 Damla Uçucu Yağ

4%

8 Damla Uçucu Yağ

5%

10 Damla Uçucu Yağ

i

5 Adımda Banyonuzu Atıksız Hale Getirin

23.12.2020
Atıksız yaşam, isminin aksine yalnızca atıklarımıza odaklanan bir kavram değil, daha çok boyutlu, dünyaya, doğaya ve insanlara etkimizi kapsıyor. Zulümsüz kozmetikten organik beslenmeye, etik ve adil üretimden gönüllü yavaşlık ve sadeliğe bir çok kavramı bünyesinde barındıran bir çerçeve diyebiliriz. Bütün bu hassasiyetleri göstererek hayatımızın her alanında atıksız yaşama doğru adımlar atmak mümkün. Kişisel bakımımızın ve temizliğimizin merkezi banyolar ise pek çok farklı ürün ihtiyacı doğurduğu için atıksız yaşama geçişte en öne çıkan alanlardan biri. Ne şanslıyız ki artık banyolarımızı atıksız hale getirmek için birbirinden faydalı bir çok ürüne ulaşma imkanımız var. Gelin banyolarımızda 5 ana adımda nasıl atıksız hale gelebiliriz, buna bakalım:

    1.Katı bakım ürünleri tercih ederek ambalaj atıklarının önüne geçebilirsiniz.

Kastil ve Arap sabunu gibi doğal olarak jel ve sıvı formda olan sabunlar haricinde çoğu sıvı kişisel temizlik ürünü aslında katı hammaddelerin sulandırılması ve içine (iyi ya da kötü) koruyucu katılmasıyla elde edilir. Sıvı haldeki bir ürün genelde nakliye ve saklamada daha kolay, ucuz ve güvenli olsun diye plastik ambalaja koyulur. Burada tabi güvenlikten kastım üretici açısından, camın kırılmaması gibi, ürünün zayi olmaması gibi önlemlerdir. Tabi işin sonunda biz tüketiciler içindekiler kısmından çok bir şey anlayamadığımız, bitince ambalajını ne yapacağımızı bilemediğimiz bir noktada tıkanır kalırız. Halbuki katı kişisel temizlik ürünlerini tercih etmek hem içeriği daha anlaşılır kılar, hem de bizi ambalaj atığı derdinden kurtarır. Tabi sularımıza daha az kimyasal bırakacağımız için su ayak izimiz de küçülmüş olur. Nedir bu katı ürünler derseniz, sabunlar, şampuanlar, saç kremleri, nemlendiriciler, hatta deodorantların bile katı formda olanları var diyebilirim sizlere. Şimdi size cildinize, saçınıza en iyi gelen seçeneği belirlemek kalıyor.

    2.Kozmetikte doğal ürünleri tercih ederek hem kendinize hem de doğaya zarar vermeden kişisel bakımınızı sürdürebilirsiniz.

Tabi ki her kozmetik ürününün, doğası gereği, katısı bulunamayabiliyor.  İşte böyle durumlarda bize düşen doğaya zarar vermeden kişisel bakımımıza devam edebilmek. Peki, nasıl yapacağız bunu? Tabi ki doğanın şifasından, bitkilerin özlerinden faydalanarak. Doğa her sorunumuza mutlaka bir çözümle geliyor ve bu çözümler fitoterapi ve aromaterapi vesilesiyle bizlere ulaşıyor. Doğal sabit ve uçucu yağlardan ve bitki sularından faydalanarak bitkilerin özlerinde şifa bulabiliyoruz. Yalnızca bitkiler mi peki? Tabi ki değil, mesela balmumu ve ham bal gibi malzemelerle kişisel bakımımızı zenginleştirebilir, cildimize ihtiyacı olan çözümleri doğal yollardan sunabiliriz. Renkli kozmetikte de yine doğal yağlar ve renk verici maddelerden faydalanabiliriz.

    3.Vücut fırçaları, doğal iplerden yapılan lifler, kabak lifi ve doğal keselerle kendinizi şımartırken doğayı da koruyabilirsiniz.

Temel kozmetiğin yanında cildimizi temizlerken kendimizi şımartadabiliriz. Örneğin sabahları lenf sistemimizi uyandırmak ve selülit görünümünü azaltmak için at kılı vücut fırçalarını, banyomuzda pamuklu/yünlü iplerden örülmüş banyo lifleri ya da kabak lifini, ölü derilerimizi atmak için bambu ya da ketenden yapılmış keseleri kullanabiliriz. Yüzümüze yapacağımız maskelerde kağıt maske tutucular yerine ham kumaş alternatiflerinden faydalanabiliriz. Doğal hammadelerden yapılmış bu bakım ürünleri kendimizle iyi vakit geçirirken doğaya zarar vermemizi engeller. Atıksız yaşam katı ve tüketim düşmanı bir yaşam değil, aksine ihtiyaçlarımızı ve masum isteklerimizi doğaya zarar vermeden karşılamayı sağlayan bir yaşam biçimidir. Dolayısıyla doğayla uyumlu ürünler tercih ettiğimizde ekolojik ayak izimizi azaltarak bakımımızı sağlayabilir.

    4.Tek kullanımlık eşyaların yerlerine yeniden kullanılabilir malzemeleri tercih edebilirsiniz.

Banyoda ne yazık ki üstüne çok fazla düşünmediğimiz, evden çıkardığımızda dert olmaktan çıktığını sandığımız çok fazla tek kullanımlık ürün var. Burada en sık kullanılan, dolayısıyla en çok atık çıkaran ürünleri derlemeye çalıştım. Epilasyon için eğer kullan-at jiletleri tercih ediyorsanız, elinizdekiler bittiğinde yerlerine 'safety razor' diye bilinen, yalnızca jileti değişerek ömür boyu kullanılabilen jilet makinelerini tercih edebilirsiniz. Ya da lazer epilasyon ile bu çabadan uzun erimde kurtulabilirsiniz. 
Adet dönemlerinizde plastik hammaddeli, ağartılmış ve geri dönüşemeyen, doğada 550 yıldan uzun süre duran hijyenik pedler yerine adet kabı ya da yıkanabilir pedleri tercih edebilirsiniz. Adet olan tipik bir insanın hayatı boyunca 12 bin ped atığına sebep olduğunu düşünürsek, plastik pedlerden vazgeçmek çevre için büyük bir adım olacaktır. 
Banyolarda sık sık kullanılan bir diğer kullan-at ürün ise kulak pamukları ya da diğer adıyla pamuklu çubuklar. Pamuklu çubukların çubuk kısmı genelde plastik olur, kimse pamuğunu ayrıştırmakla uğraşmayacağı için bütün halinde çöpe gider. Halbuki kağıt ya da ahşap çubuklu olanları kullanıldıktan sonra kompost edilebilirler. Böylece doğal bir hammadde olan pamuğıun da gereksiz yere sonu şehir çöplüklerinde bitmemiş olur. 
Eğer sık makyaj yapan biriyseniz makyaj temizleme konusu sizin için önemli olacaktır. Makyajınızı temizlerken temizleme mendillerinin ya da temizleme sularının döküldüğü ve kimyasalla buluştuğu için kompost edilemeyecek pamuk pedler yerine yıkanabilir yüz temizleme pedlerinden faydalanabilirsiniz. Pek çok alternatifi bulunan bu minik yardımcılar yumuşak dokularıyla cildinizi yıpratmadan nazikçe temizleyecektir. Elinizi yıkarken sabunla köpürtüp durulayarak bir kenara asmanız ya da çamaşırlarınızın yanında makinaya atmanız ise temizlenmesi için yeterli olacaktır. 
Yüzünüzü yıkayıp temizledikten sonra kağıt havluya mı kuruluyorsunuz? Öyleyse size kötü bir haberim var. O kağıt havlular çok kısa selüloz bağlarına sahip oldukları için ne yazık ki geri dönüştürülemiyorlar. Bu nedenle onlar da şehir çöplüklerine giden doğal malzemelerden. Ama kağıt havlular yerine kağıt havlu boyutunda ince kumaşlar ya da pofuduk havlulardan yardım alabilirsiniz. Eğer bol miktarda elinizin altına depolarsanız sabah akşam ayrı bir kumaşla yüzünüzü kurulayabilir, çamaşır yıkayacağınız zaman bu minik yardımcıları da birlikte yıkayabilirsiniz. Üstelik bu yeniden yıkanabilir kumaşlar, temizleme pedleri ve hijyenik pedler sanılanın aksine fazladan su harcanmasına sebep olmadan, uslu uslu diğer çamaşırlarınızın yanında yıkanabilirler.

    5.Banyo tekstilinde ve aksesuarlarında pamuklu ve bambu kumaşlar, cam ve ahşap gibi hammaddeler tercih edebilirsiniz.

Tek kullanımlık malzemeleri çok kullanımlıklarla değiştirdik, ambalaj atıklarının çaresine baktık, kozmetiğimizi ise doğal hammaddelerden karşıladık. Ama banyoda hala konuşmadığımız bir nokta var. O da banyo tekstili ve aksesuarları. Bu ürünler doğal olmadıklarında insanlara doğrudan zarar vermezler, ancak doğaya ciddi zararları dokunur. Polyester yapıdaki havlu ve paspas gibi banyo tekstil ürünleri yıkanırken suya 5mm'den küçük mikroplastikler bırakırlar, bu mikroplastikler sular aracılığıyla beslenmemizin bir parçası olan sucul canlılara ulaşır, ver ardından bize döner. Diş fırçalık, sabunluk gibi banyo aksesuarları ise doğal değil de plastik hammaddeden üretildiğinde arkasında çok büyük karbon ayak izi bırakır. Bunların yerine ahşap ve cam gibi doğal ürünler seçmeniz hem karbon ayak izinizi düşürecektir, hem de dekorasyon olarak içinizi ısıtan doğal bir banyo deneyimlemenizi sağlayacaktır. 

Gördüğünüz gibi atması çok kolay 5 adımla daha atıksız bir banyoya kavuşmanız mümkün. Öte yandan hatırlatmak isterim ki, şu an dolabınızda olan ürün en ekolojik üründür. Lütfen önce elinizdekileri bitene kadar kullanın, daha sonra ihtiyaç doğdukça ekolojik ve atıksız tercihlerle alışverişinizi yapın. işte böylece gerçekten atıksız bir banyoya sahip olabilirsiniz.


Ceren Özcan Tatar
Urbaneco Ekibi
i

Ekolojik Ağız ve Diş Sağlığı Mümkün

19.12.2020

    Bambu diş fırçası, çözünebilir ve paketinde plastik içermeyen diş ipi, ev yapımı diş macunu, oil-pulling ile yağ çekme, dil temizleme ve hdrolatla ağız gargarası desem ne derdiniz? Okuması uzun ama yaparaken hepsi 2-3 dakikalık işlem hayatımızda. Gelin tek tek inceleyelim beraber neler yapabiliriz ekolojik ağız ve diş sağlığımız için.

    Hepimiz biliyoruz ki diş fırçası kıllarının yıpranması kontrol edilerek 3 ayda 1 değiştirilmeli. Bir kişinin yılda 4 defa böyle bir çöp çıkardığını düşündüğümüzde, dünyada 1 yılda 23 milyardan fazla diş fırçasının çöpe atılması söz konusu. Bir plastiğin doğada yok olma süresi min 400 yıl.  İyi markalı diş fırçalarının da malesef tamamı plastik. Mümkünse diş fırçalarımızı bambu tercih ederek ekolojik ayak izimizi hafifletebiliriz. Bambu diş fırçalarından tek şikayetim kıl sayısının azlığı.

    Gelelim diş ipine, dişlerimizi çok iyi fırçaladığımızı düşünsek de dişlerimizin yapısı gereği fırçanın alamadığı yemek artıklarını diş ipi ile temizlememiz gerekiyor. Yıllarca plastik kapların içindeki diş iplerini kullandım ancak doğada çözünmemesi ve metrelerce iplerin parçalara ayrılması hatta bu ipleri bir araya getirmek için kullanılan plastik kutu da beni artık eskisinden daha çok rahatsız ediyor. Bazı markalar bu soruna güzel çözümler getirmiş, çözünen diş ipi ve kağıttan yapılmış ip sarma materyali.

    Benim bazen aklımı kurcalayan konulardan biri diş macunu. Kimileri çok memnun kimileri benim gibi florür konusuna takıntılı. Benim diş hekimimin altını çizdiği bir konu var ki diş macunundan ziyade fırçayı nasıl tuttuğumuz, dişimizi nasıl fırçaladığımız ve ağzımızı nasıl çalkaladığımız çok daha önemli. Florür zararlı diyen diş hekimleri de var, dozunda kullanılırsa faydası var diyende. Örneğin 6 yaş ve üstü bireyler için 1450 ppm florür şart, 2 yaş altındaki çocuklar için ise bu rakam 450 ppm. 2-6 yaş arası için ise 1000 ppm tavsiye ediliyor. Ancak ben yine de kendi tarifimi yapacağım diyorsanız websitemizin tarifler bölümünde göz atabilirsiniz.

    En sevdiğim iki konudan biri Oil Pulling-yağ çekmek. Benimde hayatımda birkaç yıldır düzenli uyguladığım bir alışkanlık aslında. İster hindistan cevizi yağı, isterseniz susam veya zeytinyağı ile de yapabilirsiniz. Yağların organik ve soğuk sıkım olmasına dikkat edin. Tarifler bölümünde nasıl yapacağınıza dair ipuçları yer alıyor.

    Dil temizlemeye gelince, size şunu garanti ediyorum başladıktan sonra belkide asla vazgeçmek istemeyeceğiniz adım bu adım olacak. Hatta akşam dişlerinizi iyice fırçalayıp, gargaralarla ağzınızı iyice çalkalayıp yatsanız bile sabah uyandığınızda dilinizde biriken toksinleri temizlediğinizde çok şaşıracaksınız. Muhakkak dil temizliği aparatına ihtiyacınız yok, basit bir kaşık yardımıyla da yapabilmeniz mümkün. Tek yapmanız gereken dilinizi arkadan öne doğru sıyırmak.

    Aromaterapi'nin vazgeçilmesi hidrolatlar içinde eser miktarda yer alan uçucu yağlarla antiseptikl gücünü korumaya devam ediyor. Genel olarak ağız temizliği için gargara önerisi tuzlu su ancak gül suyu veya lavanta suyu ile ağız gargarası yapmanız mümkün. 

    Genel olarak büyük bir çaba gerektirmeyen ancak hayatınızda düzenli bir alışkanlık haline getirdiğinizde hem kendi sağlığınız için hem de gezegenimiz için ne kadar önemli bir adım atmış olacaksınız, bugün tam da o gün olmasın mı?

i

Mutfağında Kolayca Yapabileceğin 5 Doğa Dostu Değişim

19.11.2020

Evimizin en çok atık çıkan ve plastik barındıran yerlerinden biri de mutfak. Sen de atıksız yaşama mutfağında yapabileceğin değişikliklerle başlamak istiyorsan senin için hazırladığım 5 kolay ipucunu takip edebilirsin.

1. Yeşil süngerler

Hepimizin mutfağının baş köşesinde duran o yeşil sarı süngerlerin hammaddesinin plastik olduğunu biliyor muydun? Ve üzerinde çokça bakteri taşıdığını? Ne yazık ki kullanımı pratik olsa da   sıkça değiştirmek gerektirdiğinden hem çok fazla atık çıkarıyor hem de doğada çözünmüyor.

Ama hiç merak etme, doğa dostu bir alternatifi var: Kabak lifi. Kabak lifi aslında bir bitki, kuruyup dilimlenince de çok amaçlı bir temizleme aracına dönüşüyor. İster vücudunu ister lavabolarını istersen de bulaşıklarını onunla temizleyebilirsin. Ayrıca ahşap saplı ve bitkisel kıllarıyla bulaşık fırçaları da hem şık görünümlü hem de yine oldukça pratik bir alternatif.

2. Buzdolabı poşetleri

Buzdolabı poşetleri de ne yazık ki pek doğa dostu değil. Onun yerine silikon gıda saklama çantaları, cam saklama kapları veya balmumu kumaşlar kullanabilirsin.

Minik bir tip: Eğer kavanozları, üzerinde bir parmak boşluk bırakacak şekilde doldurursan buzlukta gayet sağlam bir şekilde saklayabilirsin.

3.Streç film ve alüminyum folyo

Alüminyum folyolar geri dönüşüm sistemine girebilir ama streç filmler giremez. Kullan at olan bu ürünler yerine silikon kapaklar, balmumu kumaşlar, kumaş boneler tercih edebilirsin.

4.Sallama çaylar

Zararsız gibi görünse de kesesi, ipi, ipin ucundaki kâğıdı, paketi ve kutusuyla sallama çaylar (ve de demlik poşetler) da doğa dostu değil. Ayrıca çayın içinde bulunduğu kesede de plastik var, ne yazık ki. Bunun yerine güvenilir bir aktardan kendi çayını alıp metal çay demleme apartları veya french press ile afiyetle çayını demleyebilirsin.

5.Diğer plastikler

Ne yazık ki hepimizin evinde ya eskiden kalma ya da oradan buradan gelme plastik saklama kutular var. Ama daha ekolojik bir yaşam geçiş yapıyoruz diye hepsini atmak çok büyük bir hata olur, sonuçta amacımız atıklarımızı azaltmak, değil mi? Elindekilerin kullanım amacını değiştirebilir veya ihtiyacı olan birine verebilirsin. Yenisine ihtiyaç duyduğun zamanda cam saklama kaplarını tercih edebilirsin.

Nil Ormanlı Balpınar

Urbaneco Ekibi